Öne Çıkan Yayın
Herkese selam! Nasılsınız, neler
yapıyorsunuz? Nisan ayınız nasıl geçti?

Ben hala Nisan'ı geçirip bitirdiğimize inanmakta güçlük çekiyorum. Vakit
ekstra hızlı geçmeye başladı sanki. Bu yıla gireli o kadar zaman geçmiş mi
gerçekten? Ne ara Mayıs'a geldik hiç anlayamadım.
Havalar da çok güzel. İnsanın enerjisi yükseliyor güneşli günlerde. Bahçede
vakit geçiriyoruz genel olarak. Her gün piknik havasında geçiriyoruz
zamanımızı. Güzel oluyor. Tabii arada hava durumunun ne hale geleceği belli
olmayabiliyor. Geçen hafta gerçek bir piknik yapmaya karar vermiştik ama bir
tsunami çıkmadığı kaldı;D
Enerjimin yüksek olmasında güneşli havaların, çiçek açan ağaçların, cıvı cıvıl
kuşların etkisi olsa da okuduğum bir kitabın da çok etkili olduğunu, içimi
kıpır kıpır ettiğini söylemeden geçemeyeceğim.
Bildiğiniz gibi Blogları Canlandırma Projesi kapsamında her ay bir tema
belirliyor ve o temaya uygun kitaplar/ dizi, filmler okuyup/ izleyip
yorumlarımızı birbirimizle paylaşıyoruz. Nisan ayı temamız da beni çok
heyecanlandıran, çok da sevdiğim bir tür olan bilimkurgu, fantastik,
fantezi ve/veya doğa, bahar idi. Geçen yazdan beri okumayı dört gözle
beklediğim bir kitabım vardı; Dördüncü Kanat. Okumak için hep uygun zamanı
bekliyordum; tamamen tüm dikkatimi o kitaba ayırabileceğim bir zaman. Alalı
neredeyse 1 yıl olacağını hesaba katarsak hayalimdeki uygun zamanın hiç
gelmeyeceğini anladım ve en uygun zamanın tam da bu ay olduğuna karar
verdim. O zamaan sizi içimi kıpır kıpır ettiren bu kitabın yorumuna doğru
alalım efendiim:)
DÖRDÜNCÜ KANAT
Yazar: Rebecca Yarros
Çevirmen: Elif Dinçer
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Sayfa sayısı: 670
Baş kahramanımız Violet Sorrengail çocukluğundan beri kitaplarla ve tarihle büyümüş. Aynı babası gibi o da Katipler Bölüğü'ne girmek için eğitim almış. Ancak imtihanlara son 6 ay kala annesi General Sorrengail, Violet'in kendisi gibi -tüm Sorrengail'lerde olduğu gibi- bir binici olmasını istiyor. Violet Biniciler Bölüğü'ne dair bir eğitim almamış olmasının aksine oldukça zayıf ve cılız bir kadın. Çantasını bile taşırken dengesini sağlamakta zorlanan biri. Bu da işleri onun için daha zor bir hale getiriyor. Ejderhalarla bağ kurulması gerekiyor ve onlar da kırılgan ve narin insanlarla bağ kurmuyorlar. Ejderha Binicisi Kodeksi'nin Birinci Bölüm, Birinci Maddesi ise "Binicisi olmayan bir ejderha trajedidir. Ejderhası olmayan bir biniciyse ölüdür." Akademiye girdikten sonra -hatta seçmelere girdikten sonra- oradan çıkabilmenin 2 yolu var: mezun olmak ya da ölmek.
"Mira, Violet daha öğle yemeği vakti gelmeden senin hafta boyunca çektiğin acıdan daha fazlasını çekiyor. Çocuklarımdan biri Biniciler Bölüğü'nde hayatta kalabilecek kapasitedeyse o Violet'tır."
Kaşlarımı kaldırdım. Bu dediği iltifata çok benziyordu ama annemden gelince emin olamadım.
Violet'in hayatta kalmasının mümkünatı yok. Herkes onun başaramayacağını biliyor. Ancak hayatta kalmak istiyorsa -ki istiyor- Violet'in kendisine inanması gerekiyor. Ve imtihan günü geldiğinde kendisine bir söz veriyor: Bugün ölmeyeceğim.
Kitap gayet akıcı bir şekilde işlenmiş. Olay akışı çok iyiydi. Her bölümde ayrı bir olay ayrı bir heyecan. Hiç sıkmadan, sıkılmadan kendini okutturuyor. Kitapta geçen evrene adapte olmakta bir zorluk yaşamadım ben. Her sayfayı heyecan ve merakla çevirdim.
Violet'e baktığımızda çok güçlü bir kadın görüyoruz. Ne olursa olsun pes etmiyor. Artılarını, eksilerini, kendini biliyor ve ona göre stratejiler geliştiriyor. Asıl gücün fiziksel güç olmadığına defalarca şahit oluyoruz. Bazı kitaplarda olduğu gibi kırılgan ve narin kızın bir anda çok güçlü olması ve içindeki gücün bir anda ortaya çıkması gibi gerçekliğe uzak sahneler okumuyoruz. Yaralanacaksa yaralanıyor, güçsüz düşüyor, pestili çıkıyor ama aklını kullanarak bir şekilde hayatta kalmayı başarıyor. Zeki karakterler okumak insana ayrı bir keyif veriyor. Birisine muhtaç olmadan kendi ayaklarının üzerinde duran güçlü karakterler...
"Şarkı söylemeyi beceremezdim, hatta doğru düzgün mırıldanamazdım bile, bu yüzden kafam dağılsın diye şarkı söylemem mümkün değildi fakat ben bir kitap kurduydum. Arşiv kadar sakinleştirici bir yer yoktu, ben de orası hakkında düşünmeye başladım."
Annesinden dolayı Violet'in bir sürü düşmanı var. Düşmanlar silsilesinin en başını da Xaden Riorson çekiyor. Hepsi gibi o da Violet'in ölmesini istiyor. Bir süre sonra aralarındaki çekimin arttığını görüyoruz. Evet yine 2 düşmanın birbirine aşık olmasını okuyoruz ama bence o kadar da düşmanca davranmıyorlar birbirlerine. Benim için okumak keyifliydi.
"Sadece buradaki şansımın ne olduğunu bilmem gerek." Ellerimi yumruk yaptım.
Pislik herif gülümsemeye cüret ediyordu. "Bu hayatımda gördüğüm en tuhaf flört şekli..."
"Seninle şansımı sormuyorum, seni kendini beğenmiş pislik!"
Dain Aetos, Violet'in çocukluk arkadaşı. Birbirlerini seviyorlar falan ama seven insan böyle yapmaz. Onca zorluğun içinde Violet zar zor da olsa bir şekilde bir şeyler başarıyor ama Dain kitabın başından sonuna kadar "Burası çok tehlikeli senin buradan gitmen lazım." deyip duruyor. Bir kere kızın arkasında durduğunu, onu desteklediğini, ona güvendiğini göremedik. Tamam sevdiğin insanı korumak istemen güzel de seviyoruz diye kafese mi kapayalım insanları. Kısaca Dain, iyisin hoşsun ama boşsun be!
"Ama en önemlisi, gidersem, saklanırsam... burada başarılı olmak için yeterince iyi olup olmadığımı asla bilemeyecektim."
Ejderhalardan çok fazla bahsetmek istemiyorum. Herkes onları kendisi okumalı bence ama ejderhaların da ayrı bir klas olduklarını söylemeden geçemeyeceğim. Çoğu yerde "Ben de ejderha istiyorum!" diye sızlandım. Çok havalılar falan ama her yiğidin harcı değil işte ejderhanın sırtında uçabilmek.
"Kalbim göğsümden fırlayacakmış gibi atıyordu, kesinlikle kalbimle aynı fikirdeydim çünkü ben de bedenimden fırlayıp kaçmak istiyordum. Bunlardan birine binmem gerektiğini düşünmek bile saçma geliyordu."
Violet'in hayatta kalma serüveninin dışında Navarre halkını ilgilendiren doğru bilinen yanlışların ya da bilinmeyen gerçeklerin ortaya çıkışını okuyoruz. Hikayenin böyle bir yere evrilmesi beni pek de şaşırtmadı ama okumak sıkmadı da. Zaten asıl olaylar 2.kitapta başlar muhtemelen.
"Tarihi değiştirmek ve hatta silmek için umutsuz bir nesil yetiştirmek yeterlidir."
Final sahnesi şaşırttı. "Hayır böyle bitemez devamı olmalı. Bu tek kitap değil de mi?" dedim ve kısa bir araştırmadan sonra 2.kitabın da olduğunu öğrendim.(Hatta yanlış hatırlamıyorsam 3.kitabı da varmış ya da yazılıyor muymuş neymiş.) İnşallah en kısa zamanda Olimpos Yayınları'nın Türkçeye çevirip basmasını temenni ediyoruz. Buradan duyurulur.
"Bir nesil metni değiştirir. Sonraki nesil o metni öğretmeyi seçer. Onların ardından gelen nesil büyürken bu yalanlar tarihin gerçekleri olup çıkar."
Kitabın tasarımına bayıldım! İçi de dışı da ayrı güzel. Sayfaların üstüne yapılan dış baskı çok hoş duruyor (doğru mu tarif ettim bilmiyorum ama bunu nasıl ifade etmem gerektiğini bilmiyorum, resimlerini koyacağım daha açıklayıcı olur umarım).
Ben sadece iç kapağı biraz beğenemedim. Biraz basit kalmış gibi geldi bana. Sanki hafif pikselli duruyor gibi. Daha kaliteli bir şeyler beklemiştim.
Bayadır okurken kendimi oradan oraya attığım, çenemi tutamayıp kendi kendime söylendiğim, yorum yaptığım ve bu kadar eğlendiğim bir kitap okumamıştım. (Kendi kendime yaptığım yorum ve esprilerden dolayı bu kadar eğlendim yoksa o kadar gülünecek sahneler yok) Kurgusuyla, karakterleriyle, hissettirdiği tüm duygularla bayıldım ben bu kitaba. Normalde ne kadar çok seversem seveyim kitapları 2.kez pek okumam. Okunmamış olanları öncelikli tuttuğum için. Ama bunu okurum sanırım ki bitirdikten sonra da bazı bölümleri açıp açıp tekraren okudum bile.
Kitaba aşırı yükselmişim;D Ama çok geçerli bir açıklamam var. Kitabın iyi olmasının yanı sıra dediğim gibi son zamanlarda bu tür kitaplar değil de daha durağan ilerleyen kitaplar okuduğum için bu kitapta bir duygu patlaması yaşamışım:)
Anlayacağınız üzere ben kitabı çok beğendim. 5/5. Siz okudunuz mu, okumayı düşünüyor musunuz? Heyecandan kendinizi oradan oraya attığınız kitaplar var mı? Yorumlarda sohbete devam edelim:)
(Arkadaşlar neredeyse 1 haftadır bu yayınla uğraşıyorum. Özellikle bugün o kadar garip şeyler geldi ki başıma. Görüntü ekleyemedim bir türlü, yaptığım değişiklikler yayını ön izlerken gözükmüyor falan. Fark ettiğiniz üzere giriş kısmındaki yazıların hepsi büyük harflerle yazılı. Aslında değil ama öyle gözüküyor nedenini anlamadım. Birkaç kere baştan editlemek zorunda kaldım bu kadar oluyor. Umarım beğenirsiniz bu haliyle de:))
Bir sonraki yayında görüşmek üzere! Hoşça kalın, okur kalıın^^
you may also like
11 comments
Bilmediğim ama ilgimi çeken bir kitap oldu. Ejderhalarla ilgili bildiğim tek kurgu Ejderhanı Nasıl Eğitirsin :) Kitap olarak ise okumadım. Uzun süredir fantastik bir şeyler de okumadım. Ben de özlediğimi fark ettim şu an. :) Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Yılın üçte biri bitti bile.
YanıtlaSilSenin de düşüncelerini çok merak ediyorum. Eğer okursan umarım sen de beğenirsin:)
Silpekiii gelcem yineee :)
YanıtlaSililgimi çekti evet okuyabilirim :) güneş, açık hava enerji veriyor tabii yaa :) bahçeniz olduğu için şanslısınız yaa :)
YanıtlaSilUmarım sen de benim kadar bayılırsın:) Evet ya bahçe insana iyi geliyor. Temiz hava, özgürlük...
SilUzun, detaylı açıklamalarla doyurucu bir tanıtım. Beş üzerinden beş almak da harika. Ah zaman, sağlık koşulları ve hayatın akışı... Ama neden olmasın?
YanıtlaSilTeşekkürler...
Beğenmenize çok sevindim:) Eğer siz de okursanız umarım benim kadar beğenirsiniz siz de :)
SilYaşasın bahçeli ev 🏡🥳 hislerinizi anlayabiliyorum.
YanıtlaSilSon zamanlarda pek kitap okuyamamaya başladım. O yüzden okuyamam bunu da 🤧 ama çok eğlenmeniz ve size bu kadar haz vermesi şahane, sevindim.
İyi günler 🌞
Aahh keşke benim evim olsa... Yani evim gibi aslında ama tam da değil işte. Bir gün inşallah diyelim, gerçekten güzel olur.
SilZaman zaman insanın kitap okuma isteği kaçabiliyor ama tekrar heveslendiğinizde umarım okuyup düşüncelerinizi benimle paylaşma fırsatı bulursunuz. Ya da bu kitabı okuyup kitap okuma aşkınız tekrardan harlanabilir:) Fazla iddialı oldu sanırım:)
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim:)
Ellerine sağlık Bu tarz cafcaflı kitaplar için engel olamadığım bir önyargım var maalesef
YanıtlaSil
SilOlur öyle ya herkes her şeyi sevmek zorunda değil tabii kii:) Yorumun için teşekkür ederiim:))